Atık Pillerin Çevreye Verdiği Zararlar.

Kurşunun meydana  getirdiği olumsuzluklar vücudun hassaslaşması, kuvvetten düşme, uykusuzluk, kabızlık, zihin bulanıklığı, böbrek hastalıkları ve felç olarak sıralanabilir. Kurşun; işitme bozukluğuna, sinir iletim sisteminde ve hemoglobin bileşiminde düşmeye, kansızlığa, mide ağrısına, böbrek ve beyin iltihaplanmasına, kısırlığa, kansere ve ölüme neden olmaktadır. İzmir Gaziemir’de bulunan kurşun fabrikasından yayılan radyo aktif maddeler uzun zamandan beri kamu oyunu meşgul etmektedir.

Sinir sisteminin civa bileşiklerine karşı çok yüksek hassasiyeti vardır. Bunun yanında vücuda alınan civanın beyin ve böbrekler üzerinde de ağır tahribatlar yarattığı yapılan çalışmalarla tespit edilmiştir. Bunun yanında civa konsantrasyonunun vücutta yükselmesi tansiyon yükselmesine, kalp krizine, deride kızarıklık ve yaralar oluşması ile gözlerin zarar görmesine neden olabilir. Civa doğada bozulmaz. Civa ve civa bileşikleri halk ve çevre su sağlığı bakımından çok tehlikeli ve toksittir. Akan pildeki civa hızla deri veya solunum yolu ile vücuda girebilir. Bu maddenin eser miktarda suda bulunması dahi ciddi tehlike oluşturur. İçme suyu veya gıda zinciri yolu ile insan vücuduna giren civa;

- Parastezi, ataksi, dişartri ve sağırlık gibi nörolojik bozukluklara,
- Merkezi sinir sisteminin tahribine ve kansere,
- Böbrek, karaciğer, beyin dokularının tahribine,
- Kromozomları tahrip edip sakat doğumlara neden olmaktadır.
Geleceğimizi düşünüyorsak pilleri çöpe değil atık pil kutularına atlım
Bu gün teknolojiyi kulanmak için yarınlarımızı heba etmeyelim.

Dünyamızı kirletmeyelim. Temiz içme suyu için şirketimizin hazırladığı özel filtre kombinasyonlarını kullanarak suyunuzdaki ağır metalleri arıtabilir, sevdiklerinizin sağlığını ve kendi sağlığınızı koruyabilirisiz. Su arıtma cihazının membran filtresinde su moleküllerine kadar ayrılarak bünyesinde bulunan tüm ağır metallerden ve virüslerden arınır. Membrandan geçen su yüzde yüz sağlıklı ve temiz sudur.

Ağır Metallerin Sağlığımıza Zararları ve Su arıtma.

Yaşlıların söylediği sözler neden hiç değişmiyor hiç düşündünüzmü ? Dünyanın tadı tuzu kalmadı derler. Bu söylemlerinde duyu organlarının zaman içerisinde zayıflamasının yanında çevre kirliliğinden dolayı toprağın , suyun, havanın kirlenmesinin etkisi vardır. Sizce musluktan su içmek bünyemize ne gibi Zaralar verebilir?
Dilerseniz eko sistemin kirlenmesinde çok önemli bir paya sahip olan pillerin doğaya ve insan sağlığına Zaralarına değinelim.

Pillerin insan sağlığına ve çevreye çok büyük zararları vardır. Piller cıva, kadmiyum, kurşun, çinko, mangan, lityum, demir, nikel, kobalt ve kimyasal maddelerden üretilir. Bu pillerin gelişigüzel çöplere atılması, sıvı ile temasa girmeleri, doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama verilmesi bünyelerindeki ağır metalleri salı vermelerine neden olur. Buda çevre açısından büyük tehlikeler yaratır. Ağır metaller toprağa ve oradan da yeraltı sularına karışır. En başta toprak kullanılmaz hale gelir ve metallerin yarattığı su kirliliği sudaki ekosistemi alt üst eder. Etkilenen sadece su ekosistemi değil, aslında tüm ekosistemdir. Zaman içerisinde bu etkiler insanlar üzerinde de görülür. Atık pillerin sebep olduğu hastalıklar başında, nörolojik bozukluklar, merkezi sinir sistemi hastalıkları, kanser, böbrek ve karaciğer hastalıkları gelir. Pillerin içindeki tüm maddelerin zararı kimi zaman öldürücü boyuta ulaşabilir. Maddeler daha önce de belirtildiği gibi toprağa karışarak hayvanların yediklerinden ya da sulardan insan vücuduna karışır. Ayrıca bir küçük kalem pil 4 metrekare toprak kirletir ve bu toprağı üretim yapamaz hale getirir.

Mesela kadmiyum, insanlarda yüksek tansiyona, kalp hastalıklarına, akciğer kanserine ve kansızlığa neden olur. Kadmiyum;
- İtai ve akciğer hastalıklarına, prostat kanserine, kansızlığa, doku tahribine,
- Anfiyen ve kronik neval tübüler bozukluğa ve böbrek üstü bezlerin tahribine neden olur.
Bu nedenle pilleri elledikten sonra ellerimizi yıkamamız, akmış pillere kesinlikle el sürmemiz gerekir.
Eko sisteme bu denli zararı dokunan pillerin içtiğimiz sulara karışmadığını söylemek isterdim ancak, boşalan oto aküleri, çocuğunuzun oyuncağını çalıştırmak için kullandığınız kalem piller, televizyonun kumandasını çalıştıran kalem piller … maalesef içme suyumuzu kirletti ve kirletmeye devam ediyor.Bu nedenle pil geridönüşüm kutuları doğaya ve gelecek nesilleri olan sorumluluğumuzun bir parçası olarak kullanmalıyız.

Sakın ağır içinde metaller barındıran suyu kaynatarak temizleyeceğinizi düşünmeyin. Temiz içme suyu için şirketimizin hazırladığı özel filtre kombinasyonlarınına sahip su arıtma sistemlerini kullanarak sevdiklerinizin sağlığını ve kendi sağlığınızı koruyabilirisiz.

Tarım İlaçları ve Zaralı Etkilrinden Korunmada Arıtma Cihazları Önemi.

Günümüzde kanser rahatsızlığının artmasının en önemli nedenlerinden biri tarım ilaçlarının bilinçsizce kullanılmasıdır. Pazardan, manavdan, marketten özenerek aldığımız üç kuruş pahallı olsun çoluk çocuk daha lezzetlisini, daha güzelini yesin diye aldığımız sebze ve meyveler aslında ailemizi ve bizi zehirliyor.

Üstelik çifçilerin bilinçsiz kullandığı bu ilaçlar toprağa, yağmurlar yoluyla yer altı ve yer üstü sularına karışıyor.İşin ilginç tarafı ise söz tarım ilaçlarının bir çoğu İkinci Dünya Savaşı sırasında geliştirilen kimyasal silahların seyreltilmiş hallerinden imal ediliyorlar.
Çoğu tarım ilacının cenin ve küçük çocukların beyin gelişimine zarar verebildiği biliniyor. AB ülkelerinde tarım ilacı kullanımıyla ilgili araştırmada, bu konudaki sınırlamaların artırılması tavsiye edildi. Harvard Halk Sağlığı Okulu’ndan Philippe Grandjean, “Tarım ilaçlarıyla ilgili testlerde, beyne verilen toksik zararın rutin olarak incelenmediğini’ söyledi.

Grandjean, bu ilaçların büyük bölümü böceklerin beyinlerinde zehirli etki yapacak şekilde üretildiği için, insan beynine de zarar vermesinin kuvvetle muhtemel olduğunu belirtti.
Grandjean ile iki Danimarkalı meslektaşı, Environmental Health adlı dergideki makalelerinde, ceninlerin ve küçük çocukların beyinlerinin, kimyasalların zararlı etkilerine yetişkin beyninden daha hassas olduğuna dikkat çektiler.
Birçok ülkenin Avrupa Birliği’nin uygulamalarını dikkatle takip ettiğini hatırlatan Grandjean, “AB bu meselelere geçmişte olduğundan daha ciddi eğilmeli’ dedi. AB’de kullanılan tarım ilaçlarının çoğunun diğer ülkelerde de kullanıldığı hatırlatıldı.
Avrupa Birliği’nde kullanılan tarım ilaçlarının yılda 140 bin tonu bulduğu, bunun da kişi başına 280 gram zehirli ilaç anlamına geldiği belirtildi.
Yapılan araştırmalar Türk halkının neredeyse tamamının vücudunda tarım ilacı kalıntısı olduğunu gösteriyor.
Şirketimizin sattığı su arıtma cihazları tarım ilaçlarının Zaraların minimuma indirecek şekilde tasarlanmıştır. İçtiğiniz suda bulunan kimyasalları filtreleri ile süzerek Zaralı madde oranını % 99 oranında azaltır. Ayrıca meyve ve sebzelerimiz yıkamakta kullanırsak ürettiği su sayesinde sebze ve meyvelerin yüzeyindeki tarım ürünleri kalıntılarının % 99 oranında temizler. Tarım ilacının yoğun kullanıldığı veya gözenekli yüzeye sahip Brokoli, karnabahar gibi sebzelerin yüzeyindeki mum şeklindeki ilaç tabakasının eritilmesi arıtılmış suyun içine dökülen sirke ile mümkün olmaktadır.İçine bir miktar sirke damlatılmış arıtılmış suda bekleyen sebze ve meyveler üzerlerindeki mum şeklindeki ilaç tabakasında kurtulunca ıslanma özelliği kazanmakta, bu sayede temizlenmektedir.

Karbon Filtrenin Geçmişte ve Günümüzde Kullanım Alanları.

El ve vücut temizliğine verilen önem son 1000 yılda ortalama insan ömrünü uzatmıştır. Orta çağda şu an basit bir tedavi sonrası iyileşme sağlanabilen veya hijyen kurallarına riayet ederek yakalanmayabileceğimiz tifo, tifüs, kolera, veba… gibi hastalıklardan Avrupa nüfusunun yarısı yaşamını kaybedebiliyordu. Osmanlı devleti ise Romalılardan aldığı hamam kültürü ve geliştirdiği karantina tedbirleri sayesinde bu salgınlardan çok az etkilenmiştir.
Sanayi devrimi öncesinde insanlar hijyenin en önemli öğesi olan sabunu nasıl yapıyordu hiç düşündünüzmü? Doğal sabun yapmak için öncelikle iyi kalitede kül elde etmeniz gerekiyor. Evet yanlış duymadınız kül. Ters ozmos su arıtma sisteminde de filtre olarak karbon filtre kullanılması da suyu temizlemektir.
En iyi kalitede kül ise Hindistan cevizi kabuğunun 800 derecede yakılmasıyla elde edilir. Arıtma sisteminde külün sıkıştırılmış haline blok karbon, toz haline ise granül karbon denilir. Bu filitre organik kimyasallar, tarım ilaçları, yüzen maddeler, klor kalıntısı, kötü tat, koku veya renk ve bunun yanında bazı ağır metal parçacıklarının arındırılmasını sağlar.
Daha kaliteli ve daha açık renkli sabun yapmak içinse kayın ya da elma ağacı kulunu tercih edilirdi. Yağ seçimine gelince en sağlıklı olarak zeytin veya defne yağından iyi kalite bir sabun elde edilirdi. Maliyet düşürmek istenildiğinde zeytin yağına bir miktar çiçek yağı eklenirdi. Bunun dışında pamuk yağı, fıstık yağı gibi düşük kaliteli yağlardan da sabun üretilirdi. Bitkisel yağ bulunmadığında büyük baş hayvanlardan alınan donyağını eriterek kullanılırdı.
Sabun yapımına gelince, 1 ölçü suya bir miktar temiz külü koyup ateşte ısıtıp dinlendirilirdi. Küllü suya ufak bir patates koyulurdu. Eğer patates batarsa, karışıma kül eklemek gerekirdi. Eğer patates tamamen suyun üzerine çıkıyorsa karışıma biraz daha su koyulurdu.
Küllü su karışımını hazırlanıp ısıttıktan sonra başka bir kapta 3 ölçü yağı 40-50 °C’ye kadar ısıtılırdı. Yağ ılıdıktan sonra üzerine küllü su ilave edilir ve bileşimi kısık ateşin üzerine alarak bir tahta ile karıştırıp ve içine bir tutam tuz atılırdı. İçine atılan tuz sabunun sert ve dayanıklı olmasını sağlardı.
Yaklaşık yarım saat karıştırıldıktan sonra bileşim yoğunlaşınca sabun hazır hale gelirdi. Döküldüğü kalıplardan İki gün sonunda çıkarılan sabun kalıpları 1-2 ay gölgede kurutulur sonra kullanılırdı.

İzmir İçme Suyunu Nereden Alıyor

2

 

CAM0049033 milyon 796 bin kişi nüfusu ve binde 15 nüfus artış oranı ile İzmir batı Anadolu’nun en hızlı büyüyen kenti durumundadır. Bu hızlı büyüme ile birlikte içme suyu ihtiyaçları da büyük bir hızla artmış ve merkezde yer alan nüfusun 2009 yılındaki günlük ortalama toplam su tüketimi 505.427 m3 olarak gerçekleşmiştir.

Yeraltısuyu Kaynakları

İzmir’e su sağlayan kaynakların 2009 yılı verilerine göre %63’ü yeraltısuyu kaynaklarıdır. Bu kaynaklar içinde, kentsel alan içinde yer alan ve 1897 yılından beri 113 yıldır kente su sağlayan Halkapınar kaynakları, kent içinde olması ve 45 milyon m3/yıl potansiyeli ile en önemli kaynaktır. Potansiyeli daha yüksek olan ancak Manisa ili Muradiye beldesinde yer alan Göksu kaynakları 63 milyon m3/yıl, yine Manisa ilinde Saruhanlı ilçesi Nuriye beldesinde bulunan Sarıkız kaynakları da 45 milyon m3/yıl potansiyelleri ile İzmir’e su sağlayan diğer yeraltısuyu kaynaklarıdır.

Göksu kaynakları 1988, Sarıkız kaynakları da 1990 yılında kente bağlanmıştır. Menemen ilçe merkezi ve Çavuşköy’deki kuyular 1976 yılında İzmir’e bağlanmış olup, toplam 25 milyon m3/yıl potansiyel ile İzmir’in su kaynakları içinde önemli bir paya sahiptir. Halen işletmede olan ancak sistemin bütünü içinde çok küçük bir paya sahip olan Pınarbaşı ve Buca’da bulunan yeraltısuyu kuyuları da yeraltısuyundan su sağlayan sistemin en küçük parçasıdırlar.

Yüzeysel Su Kaynakları

İzmir’in su sağlayan sistem içinde yüzeysel su kaynaklarının payı 2009 yılı verilerine göre %37’dir. En önemli yüzeysel su kaynağı Tahtalı barajıdır. 1997 yılından beri İzmir’e su veren Tahtalı barajının projesindeki ortalama potansiyeli 128 milyon m3/yıl ‘dır. İkinci yüzeysel su kaynağı 1984 yılından beri devrede olan Balçova barajı olup, projesindeki ortalama potansiyeli 12 milyon m3/yıl olarak belirlenmiştir. Tahtalı ve Balçova barajları tamamen içme suyu amaçlı olmalarına karşın, İzmir Büyükşehir alanı içinde Seferihisar ilçesi sınırlarında yer alan, Ürkmez ve Payamlı’ya su veren Ürkmez barajı hem içme suyuna hem de sulamaya su veren iki amaçlı bir barajdır. Ürkmez barajındaki yıllık içme suyu tahsisi 780 000 m3 olarak belirlenmiştir. Aliağa ilçe merkezine devamlı, İzmir kent merkezine ise zaman zaman su veren Aliağa ilçesindeki Güzelhisar barajı İzmir’in yüzeysel su kaynakları içindeki son paydaştır. Güzelhisar barajından Aliağa’ya içme suyu tahsisi (70 litre/s) 2,2 milyon m3/yıl olarak belirlenmiştir. Güzelhisar barajından İzmir’e içme suyu amacıyla herhangi bir tahsis bulunmamakla beraber, zaman zaman karşılıklı anlaşma yolu ile İzmir’e değişken miktarlarda içme suyu alınmaktadır.

İzmir’e Ne Kadar Su Veriliyor? Mevcut Kaynaklar Yeterlimi?

İzmir kent merkezini oluşturan bölgeye 2009 yılı verilerine göre günde ortalama 505.427 m3 içme suyu verilmiştir. Yıllık toplam olarak 2004 yılından günümüze kadar olan sürede İzmir’e verilen su miktarları aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Yıl Kente verilen su miktarı
m3/yıl m3/gün litre/saniye
2004 204.178.704 559.394 6474
2005 209.241.845 573.265 6635
2006 215.736.513 591.059 6841
2007 201.357.705 551.665 6385
2008 192.138.414 526.407 6093
2009 184.481.003 505.427 5850

Tahtalı ve Balçova barajı ile Halkapınar, Göksu, Sarıkız, Menemen ve Pınarbaşı kuyularının ortalama toplam yıllık su potansiyeli DSİ’ce 324 milyon m3 olarak belirlenmiştir. Küresel ısınmanın bir sonucu olarak bölgemizde azalan yağışlar ve yaşanan kurak yıllar nedeniyle bu kaynaklardan 2000 yılından 2009’a kadar olan 10 yıllık dönemde % 36 oranında daha az olmak üzere, yılda ortalama toplam 206,6 milyon m3 su alınabilmiştir. Su kaynaklarındaki bu azalmaya rağmen şehir içi su dağıtım şebekelerinde yapılan yenilemeler ve su tasarrufu kampanyaları ile İzmir’de su sıkıntısı yaşanmamıştır. 2009 yılında İzmir kent merkezi bölgesine verilen içme suyunun kaynaklara göre dağılımı aşağıdaki çizelgede verilmiştir.

SU KAYNAĞI

2009 YILI ÜRETİLEN SU MİKTARI

m3/yıl

m3/gün

litre/saniye

YERALTISUYU KUYULARI

SARIKIZ KUYULARI 19.530.421 53.508 619,3
GÖKSU KUYULARI 45.818.605 125.530 1452,9
MENEMEN+ÇAVUŞKÖY KUYULARI 17.784.395 48.724 563,9
HALKAPINAR KUYULARI 30.358.448 83.174 962,7
PINARBAŞI KUYULARI 1.128.789 3.093 35,8
BUCA KUYULARI 1.753.007 4.803 55,6
TOPLAM YERALTISUYU ÜRETİMİ 116.373.665 318.832 3.690,2

BARAJLAR

TAHTALI BARAJI 61.478.300 168.434 1949,5
BALÇOVA BARAJI 5.090.816 13.947 161,4
GÜZELHİSAR BARAJI 1.538.222 4.214 48,8
TOPLAM YÜZEYSEL SU ÜRETİMİ 68.107.338 186.595 2.159,7

TOPLAM ÜRETİLEN SU

184.481.003 505.427 5849,9

İzmir kent merkezine hangi kaynaklardan ne miktarda su verildiği İZSU Web sitesinde günlük olarak yayınlanmaktadır. Güncel değerleri görmek için http://www.izsu.gov.tr/damstatus.aspx web adresine bakınız. 2009 yılında İzmir’e verilen içme suyunun % 63’ü yeraltısuyu kuyularından, % 37’si ise yüzeysel su kaynaklarından sağlanmıştır. Verilen suyun kaynaklara göre dağılımı aşağıdaki grafikte verilmiştir.

 

Plastik Su Şişeleri ve Sağlığımıza Zararları

Sizinde bildiğiniz gibi plastik tek kullanımlık bir malzemedir.Ancak üzülerek söylüyorum ülkemizde kullanıla plastik su şişeleri yüzlerce kez doldurulup boşaltılmakta yani depozitolu kullanılmaktatır. Bu şekilde bazı şirketlerin hijyen kurallarını ihlal edebilecekleri unutulmamalıdır. Plastiklerin  gıda ambalajı ve sunuş aracı olması günümüzde geniş bir kullanım alanı bulmuştur. Suya, kimyasal madde ve bakteri bulaşmaması çok önemlidir. Günümüzde ucuz olması ve kolay kullanımı nedeniyle plastik  geniş kullanım alanı bulmuştur. Ayrıca plastik kolay taşıma ve tüketim kolaylıkları da bulunmaktadır.

Ancak, herhangi bir saklama veya servis kabının, suyun kalite ve tadını değiştirmemesi, insan sağlığı açısından toksik bir tehlike yaratmamış ve su ile uzun süre temasta bulunacak nitelikte olmaması gerekir.Yapılan araştırmalar 15 gün plastik şişenin içinde kalan suyun, plastik molekülleri içerdiğini gösteriyor. Suyun içindeki plastik oranı şişenin içinde kaldığı sürede artıyor.

Güneş ışığına maruz kalan plastik su şişelerinin içindeki plastik oranı ise daha da yükseliyor. Eminim bunu arabanızda güneşli bir günde ısınmış plastik su şişesini içtiğinizde hepiniz fark etmişsinizdir. Su da alışık olmadığınız tat plastik tadıdır. Bu durum vücudumuzun hormon dengesini bozmakta kanser türü rahatsızlıklara yakalanmamıza ortam hazırlamaktadır.

Arıtılmış Suyun Yararları

Arıtılmış suyu içmeniz cildinize canlılık ve doğal bir renk katar, ayrıca yüzünüzü arıtılmış su ile yıkayıp iyi bir cilt bakımı da yapabilirsiniz.

Ters ozmoz için musluk suyu çok özel bir membrana yüksek basınçla pompalanır. Bu membranın gözenekleri öylesine incedir ki,sadece su molekülleri (H2O) buradan geçebilir.Daha büyük olan tüm moleküller geride tutulur. Kadmiyum, pestisitler, antibiyotik artıkları, nitratlar, sülfatlar, bakteriler, hormonlar veya virüsler membrandan geçemezler.Sonuç olarak, sadece bazı doğal kaynak sularında bulunabilecek saflıkta ve tadda  edilmiş olur. Bir kez denediğinizde artık başka bir su içmek istemeyeceksiniz. Çay içme keyfiniz acı, bulanık bir “film” ile artık bozulmayacak.  cihazınızdan çıkan

su sayesinde, fevkalade temiz ve içimi güzel, hoş kokulu bir çayın keyfini yaşayacaksınız. Birinci bardağı büyük bir keyifle içtiğiniz zaman, su ısıtıcınıza bir göz atmalısınız. Hiç kireç biriktirmez. ağlığınızı düşünerek için

Günde 2-3 litre su içilmelidir; doktorlar her geçen gün durgun su ve düşük mineral muhteviyatlı su içilmesini tavsiye ederler. Bunun basit bir nedeni vardır: Ancak minerallere doymamış olan su vücuttaki maddeleri emebilir ve gerçekten temizleyebilir.  ile suyun temizleyici etkisinden daha iyi yararlanabileceksiniz. Eğer spora meraklıysanız ve vücudunuz terleme yoluyla sıvı aybediyorsa,cihazınızdan yeterli miktarda saf su içmeye özellikle dikkat etmeniz şarttır.  Suyu sadece mükemmel bir susuzluk giderici değildir. Aynı zamanda vücudunuzu temizlemeye yardımcı olur ve fiziksel aktivite sırasında ve sonrasında çabucak kendinize gelmenize ve sağlıklı olmanıza katkıda bulunur.

Arıtılmış suyunuzu ütü yapma çiçek sulamada kullanabilirsiniz.

Su İhtiyacı ve Su Arıtımı

Eminim çevrenizde ‘’ben pek su içmem, su ihtiyacımı  çay içerek karşılıyorum’’ diyen insanlar vardır. Türk halkı olarak su içme konusunda oldukça yetersiziz. Vücudumuzun toksin maddelerden arınma işlemine detoks denir. Bu toksik artıklar kısmen dışarıdan alınır, kısmen vücutta oluşur. Modern bilimde genelde serbest radikal olarak adlandırılan bu toksik maddeler doğadaki kirlenme sonucu, solunum yoluyla, yiyecek ve içeceklerle vücuda girerler. Ayrıca yanlış beslenme şekli ve sindirim sisteminin güçlü olmaması sonucu vücutta da oluşurlar. Detoksun yapıla bilmesinin en iyi yolu ise günde 8 bardak su içmek, sebze ağırlıklı beslenmektir.

Alınan gıdaların lifli gıdalardan seçilmesi sindirim sistemini temizlenmesine yardımcı olur. Ağzımızı sulandıracak leziz bir bifteğin sindirim sistemimizden geçe bilmesi için lifli sebzeler ile roka, maydanoz, dere otuyla yenilmesi yemeğin öncesinde yeterli su içilmiş olması gerekir. Sindirim sisteminin önemli bir ayağı olan kimyasal sindirimde yiyeceklerin yeteri kadar sindirilebilmesi için vücudun yeterli su almış olması gerekir. Sağlıklı bir insanda pH değeri 2 civarındadır.

Yeterli su içilmemesi, stres, su yerine çay, kahve, gazlı içecekler içilmesi insan vücudunun ph seviyesini bozmakta ve hastalıklara özellikle kansere davetiye çıkarmaktadır.Sindirim sisteminin sindirim sırasında yeterli sindirim sıvısı üretememesi, Toplu iğne kadar bir biftek parçasının kalın bağırsaktan atılamaması şişkinlik, gaz sancıları, hazımsızlık hissi….sindirim problemlerinin ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Su Arıtma Cihazları Nedir?

Çağımızın modern üretim yöntemleri kullanılmak sureti ile ev ve işyerlerimizdeki musluklardan akan suyu içilebilir, kullanılabilir hale getiren cihazlara su arıtma cihazı denir. Büyük bir kısmı nano teknoloji kullanılarak imal edilen su arıtma cihazları, genel olarak reverse osmosis prensibine göre çalışmaktadırlar. Tüm minerallerden arıtılarak elde edilen saf su, sadece sanayinin belli dallarında kullanılabileceğinden ötürü rantabl değildir ve tercih edilmez. Başka bir söylemle ifade etmek gerekirse; gerek içme suyunda, gerekse kullanma suyunda olması ve olmaması gereken mineraller bulunmaktadır. “Ters ozmos” olarak adlandırılan sistem dahilinde çalışabilecek yetenekte üretilmemiş olan su arıtma cihazlarının filtre sistemleri, bir milimetrekarenin iki milyonda biri çapında gözeneklere sahip olduklarından dolayı faydalı minerallerin geçişine müsaade vermez. Dolayısı ile arıtılmış olan su içmek ve kullanmak için yeterli özelliklere sahip olmaz.

Su Arıtma Cihazlarının Çalışma Prensipleri Nelerdir?
Günümüz standartlarında “ters ozmos” prensibi ile imal edildiğini öğrendiğimiz su arıtma cihazlarından geçen su önce ön filtrasyona tabi tutulur. “Partikül filtresi” olarak ta adlandırılan bu filtrede, su içinde bulunan ve beş mikrondan daha büyük ebatlarda olan tüm partiküller yok edilir. Bu işlemin ardından bir nebze olan arıtılmış olan suyun sırdaki tabi olacağı işlem ise “aktif karbon filtre” marifeti ile temizlenmesidir. “Aktif karbon filtre”, özellikle içme suyunda istenmeyen kötü tat ve kokuları yok ederken; kullanım suyunda bile bulunmaması gereken kloru sudan ayırır.

Bu işlemin ardından yeniden bir mikron boyutundaki partiküllere geçit vermeyen başka bir filtreye yönlendirilen su, içerisindeki istenmeyen ve daha önce filtre edilememiş partiküllerden kurtulur. Muhteviyatındaki birçok olmaması gereken materyalden arınan suyumuz artık “ters ozmos” membran’ından geçmeye hazır hale gelmiştir.

“Ters ozmos” membranı, suyun içinde çözünme imkanı olmayan arsenik, sodyum, asbest, nitrat, kurşun, gibi birçok ağır metal iyonunun geçişine müsaade etmemekle görevlidir. Bu vazifesinin yanı sıra, insan vücudunun gereksinimi olan yararlı minerallerinde geçişine izin vermekle mükelleftir. Ters ozmos ünitesinde işlem gören su için artık “kaliteli su” tabirini kullanmak mümkündür. “Ters ozmos” ziyaretini tamamlayan “içilebilir su”, son olarak “post karbon filtre” olarak isimlendirilen ve suya alışık olunan lezzeti veren filtreden geçirilir. Bu işlemin suya tat verme dışında herhangi bir hükmü bulunmamaktadır.

Su Arıtma Cihazının Bakımı Nasıl Yapılır?
Satın almış olduğunuz su arıtma cihazları, genel olarak çok fazla teknik bilgi gerektirmeden temizlenebilen aletlerdir. Çıkarılabilen sünger filtreler, (kullanma kılavuzunda farklı bir metot tavsiye edilmedi ise) temiz ve bol su ile yıkandığında defalarca kullanılabilmektedir. Ömürleri ortalama bir yıl olan bu filtreler kullanılamaz hale geldiğinde arıtma işlemini gerçekleştiremeyeceğinden dolayı periyodik zamanlarda yenisi ile değiştirilmelidir. Filtrelerin bulunduğu membranlar ise daha uzun sürede deforme olan aksamlar olduklarından kullanım ömürleri birkaç yıl olarak düşünülebilir.

Gerek filtrelerin, gerekse mebranların yıpranma süresinin, arıtılan suyun kirlilik oranına göre değişiklik göstermesi sebebi ile mutlaka yetkili teknik servisin bu konudaki görüşü dikkate alınmalıdır.

Ev Tipi Su Arıtma Cihazları

Büyük bir çoğunluğu günümüzde kullanılmayan eski sistemlerle üretilmiş olan bu su artıma cihazlarının bazı modelleri “ters ozmos” arıtma sistemine uygun olarak imal edilmektedir. Genel itibarı ile sadece bağlı olduğu musluktan akan suyu arıtan bu cihazlar, size sağlıklı su sunsalar dahi evin diğer musluklarından akan ve tesisatta dolaşan suyu arıtmadığından dolayı bir su artıma cihazından beklenen tüm özellikleri sunmazlar.

Yaşamakta olduğumuz gezegenin dörtte üç oranını teşkil eden ve hayatımızı devam ettirebilmemizin temel gereksinimi olan su; günden güne tahrip edilen doğa, hava kirliliği, arıtılamayan kanalizasyon atıkları nedeni ile git gide kullanılmaz duruma gelmektedir. Suyun tabi olduğu bunca olumsuz koşulda su artıma cihazı olarak isimlendirilen mekanizmaların kullanılması elzem bir hal almıştır. Her ne kadar bu cihazla işyerlerinde de bulundurulması gereken türden olsa da daha çok ikametgah olarak kullandığımız konutlarımızda tercih edilmektedir. Satın alınmak istenilen “su arıtma cihazları” hakkında doğal olarak bilgi edinmek isteyen kişiler, onlarca “su arıtma cihazı” markasının yüzlerce modeli arasında kaybolmaktadır. İhtiyacınızı tam anlamı ile karşılayacak su arıtma cihazını bulmanız için hazırlamış olduğumuz bu yazıda, kısaca “hangi su artıma cihazı evde kullanmaya uygundur” sorusuna yanıt vermeye çalışacağız. Dilerseniz “ev tipi su artıma cihazı” modellerini birlikte inceleyelim.

Tezgah Altı Su Arıtma Cihazları

Evin mutfağındaki tezgah olarak tabir edilen ve genel itibarı ile atıl durumda olan kısma yerleştirilen bu cihazların; hemen hemen tamamı günümüz teknolojisi ile üretilmiştir ve “ters ozmos” prensibi dahilinde çalışmaktadır. Şehir şebekesinin evinize giriş yaptığı noktadan bağlantı yapılan bu cihaz, kapladığı ve bulunduğu yer bakımından oldukça ergonomiktir. “Ev tipi su artıma cihazları” arasında en çok satılan model olma özelliğini de elinde tutmaktadır.

Su Arıtmalı Sebiller
Ülkemizde son on beş yıldır yoğun olarak kullanılmaya başlayan su sebilleri, ilk üretildiklerinde sadece “polikarbonat” su şişelerinden akan su ile çalışmaktaydı. Lakin bilim insanlarının yaptığı araştırmalar sonucunda “polikarbonat” su şişelerinin kanserojen madde ürettiğinin saptanması, su sebillerindeki alışılagelmiş modelinde değişmesine yol açtı. Diğer bir söylemle “taşıma su ile sebil çalıştırma dönemi” noktalandı.

Yeni nesil su sebillerin hemen hemen tamamına uygulanan ve “ters ozmos” prensibi ile çalışan arıtma tertibatı sayesinde, “polikarbonat” şişelerde satılan sulara servet ödemeden sıcak ve soğuk su ihtiyacınızı karşılama imkanı yaratıldı. Birçok marka tarafından üretilen su arıtmalı sebillerinin; sadece soğuk su, soğuk ve sıcak su üreten modelleri bulunmaktadır. Eski nesil su sebilleri gibi ısıtma ve / veya soğutma tertibatı devreden çıkarılsa dahi su arıtma işlemi devam etmektedir. Evinizde kullandığınız buzdolabının hacmi soğuk su bulundurmak için yetersiz ise ya da bir fincan kahve yapmak için daha pratik bir sıcak su elde etme yöntemi arıyorsanız “su arıtmalı sebiller” ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayacak ürünlerdir.

Sonraki Sayfa »