İçme suyunun içindeki yabancı maddelerin insan sağlığına olabilecek Zaraları bilim çevreleri tarafından tartışılıyor. Belki de suyun içinde bulunan en ciddi ve tehlike arsenik. Akciğer, mesane ve cilt kanserleri de başta olmak üzere pek çok kanser türü arsenikten kaynaklanabilir.
Yer altı sularını kullanan insanlar bu anlamda en ciddi risk gurubunu oluşturuyor. Dünyada sudaki arsenik probleminin en ciddi sıkıntının yaşandığı ülkeler Şili, Tayvan ve bangladeş’tir. Bu ülkelerde her ortalama 1000 kişiden 25 inin yaşamını arseniğe bağlı kanser türlerinden kaybettiği tespit edilmiştir Dünya Sağlık Örgütünün 2000, 78 (9) 1095 Bülteninde son yirmi yılda içme suyunun su arıtma sistemleri ile arıtılmasının yaygınlaşması sonucu bu ülkelerde içme suyunda ki arseniğe bağlı olarak gelişen cilt kanserinde ciddi bir azalma gözlenmiştir.
Cilt lezyonları
Deri kanseri
Mesane kanserleri
Böbrek kanserleri
Akciğer kanserleri
Nörolojik etkiler
Hipertansiyon
Kalp rahatsızlıkları
Akciğer kanseri
Damar hastalıkarı
Diabetes
Ülkemizde ise arsenik söz konusu ülkeler kadar olmasa da sorun oluşturmaya başladı. Ankara ve İzmir 2008 yılında adeta arsenikli su yarışa girdi.Kızıl ırmak suyunda yüksek miktarda arsenik olduğu tespit edildiği haberleri basına yansıdı. Ancak yapılan ölçümler arıtılarak Başkente verilen suyun sınır değerlerin çok altında arsenik içerdiğini gösterdi.
CHP/AKP yerel yönetim kapışmasının rövanşı geldi. İzmir kentlisine içme-kullanma suyu olarak sunulan suyun önemli bir bölümünde de, arsenik içeriği izin verilen sınırların oldukça üzerinde idi. İzmir’in kuzey ilçeleri olan Karşıyaka, Bostanlı, Bayraklı, Egekent ve Çiğli’de içme kullanma suyundaki arseniğin izin
verilen sınırın üzerinde olduğu belirlendi. Bu konuda Sağlık Bakanlığı Belediye’yi uyarmış; ama Belediye barajların da boş olduğunu belirtip bu konuda muafiyet istemişti. Elbette bu konuda bir hoşgörü gösterilmedi. Bazı kuyular zaman zaman devreye alındığı için, arsenik miktarları 40-50 µg/l’den, 13-14 µg/l’ye kadar düştü;ama bir türlü sınır değerlerin altına indirilemedi. Belediye önce durumu yadsımaya çalıştı. Bazı savunucuları bunun emperyalizmin arıtma tesisi pazarlama komplosu olduğunu, arseniği yüksek suyu içince öyle hemen bir zarar görülmediğini yazdı.Ama sonunda, su faturalarına o suyun içilmemesi yazılmak durumunda kalındı. Kentte damacanalı su satışları % 60 arttı. Adı duyulmamış markalar kente hücum etti.Yağışların artması arsenik miktarını düşürdü. Sorun ortadan kalktı havası şu an ülkemizde hakim.
Arsenik içme sularında hala var ancak sınır değerlerde olması, insan vücudunda birikmeyeceği, Zaralı etkilerinin olmayacağı anlamına gelmiyor. Arseniğin etkilerinden korunmanın tek yolu ise, şirketimizin pazarladığı özel filtre sistemine sahip su arıtma sistemleri.






