Çevre kirliliğinin her geçen gün arttığı dünyamızda küresel sermayeler büyürken Dünyamızı yaşanmaz bir yer haline getiriyor. Ekonomik krizin 2008 yılında başlaması ile dünyadaki üretim azalınca çevre kirliliği önemli ölçüde azaldı. Hatta ozon tabakasında delikte kayda değer küçülme meydana geldi. Ekosistem kendini onarma özelliğine sahip, öyle ki Dünyamızı 50 sene kirletmeden beklesek veya gezegenimizi 50 seneliğine terk etsek Dünyamız kendini temizleye biliyor. Ne Kyoto protokolüne ne yeşilci örgütlere nede sivil toplum örgütlerine gerek kalmadan. Ancak Dünyamızı öylesine hızlı kirletiyoruz ki kendisini temizlemesine izin vermiyoruz.
Çevre kirliliğinin en bariz görüldüğü nokta ise su kaynaklarımız. Denizlerdeki balık ölümleri, balıklarda kurşun ve cıva gibi ağır metallere rastlanması, metropoller de fabrikalarının atıklarına göre renk alan akarsular, kokudan yanına bile yaklaşılamayan dereler, körfezler, koylar… Sudur alır götürür mantığı su kaynaklarımıza önemli darbe vurmakta. İnsanların sağlıklı su içmesi her geçen gün daha pahallıya mal olmaktadır. 20 yıl öncesi ağzımızı musluğa dayayıp su içtiğimiz günleri eminim herkes özlüyordur.
Ancak dünyamız 20 yıl öncesine göre çevre kirliliğinin oldukça arttı. Soluduğumuz hava, içiticimiz su her geçen gün daha da kirleniyor. İçme sularında en önemli tehlikelerden biride sağlıksız ortamlarda şişelenen, ambalajı sağlığa zararlı sular. Su arıtma cihazları bu anlamda insanlığın imdadına yetişen son derece faydalı aletler.
Çevre kirliliğinin artışı suyun içerisinde arsenik, kurşun, bakır, baryum, krom, cıva, sodyum, kadmiyum, flüorür, nitrit, nitrat ve selenyum gibi kanserojen ağır metallerin artışına neden olmuş buda kanser vakalarının katlanmasına neden olmuştur. Dünyada müthiş bir su döngüsü vardır yağmur olarak yere İstanbul’da düşen bir yağmur tanesi toprak tarafından emilerek Doğu Anadolu bölgesinde Fırat Nehrine kaynak olabilir. Aynı şekilde çocuğunuzun kumandalı arabasını çalıştıran kalem pil toprak ve su ile temasa girdiğinde içinde bulunan cıva, kadmiyum, kurşun, çinko, mangan, lityum, demir, nikel, kobalt ve içinde bulunan diğer kimyasal maddeleri önce toprağa ardından yer altı sularına salar. Çin’de toprağa karışan zehirli atık bardağınızdaki suyu işte böyle zehirler.
Su arıtma cihazında su membran filtreye geldiğinde moleküllerine kadar ayrıştığı için içerisinde bulunan arsenik, kurşun, bakır, baıva, sodyum, kadmiyum, flüorür, nitrit, nitrat ve selenyum gibi kanserojen ağır metallerin % 99’undan temizlenir.







