Dünyamızın hızlı Küresel Isınması yerüstü ve yeraltı sularımızın azalması bugünün insanlığı için, gelecek nesiller için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Gelecekte oluşabilecek su kıtlığı için bu günden başlayarak hızlı ve radikal kararlar alınıp ivedilik ile yürürlüğe konulmalıdır. Geleceğin bu günden görülmesi mümkündür. 2006-2007 yıllarında yaşanılan kuraklık su kaynaklarının önemini İzmir halkına ve ülkemize göstermiştir. Suda bulunan arsenik miktarı insan sağlığını tehdit eder seviyelere ulaşmış. Pazarlarda, sebze hallerinde mevsim sebzeleri, sulama da elektrik enerjisi ve mazot kullanılması nedeni ile 3-4 kat fazla fiyata satılmak zorunda kalmıştır. Bu gün 5 tanesi 1 TL satılan maydanoz tanesi 1 TL satılmış kilosu 1tl satılan fasulyenin fiyatı 5-6 TL kadar çıkmıştır.
Son yıllarda yağış grafiğinin mevsim normallerinde seyretmesi su tasarrufu konusunda bizleri rehavete düşürmemelidir. Kuraklık her an kapımızı çalabilir. Güneyimizde bulunan çöl iklimine sahip komşu ülkelerin Suriye, Irak’ın iklimleri Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Akdeniz iklimi ile karışarak kısmen ılımanlaşmaktadır. Ancak zaman içerisinde Küresel Isınma nedeniyle, bölgemiz kurak iklim kuşağında yer alacaktır ve gelecekte çölleşme riski her zaman mevcuttur. Bugün önlemlerin alınarak, gelecekteki su ihtiyacına göre planlama yapılması gerekmektedir. Bu çalışmalarının ilk aşaması da halkımızın fikir birliği yaparak su kullanımı, su tasarrufu, damla sulama yöntemli modern tarım konularında kendini geliştirip, su ve çevremizdeki doğal halde bulunan değerlerin kirletilmeden korunması konusunda eğitilmesi olmalıdır. Halkımızın büyük bölümü kendini hissettirmeye başlayan kuraklığın farkında değildir.
Suyun en yoğun kullanıldığı sektör olan tarımda, sulamada ileri tekniklerle kullanılması zorunlu hale getirilmelidir. Köylü bu konuda bilinçlendirilmeli, sıfır faizli kredi imkânı destekleme primleri verilmeli, sağlanacak kredilerde bürokratik engeller ortadan kaldırılmalıdır. Tasarruflu sulama yöntemleri cazip hale getirilmelidir.
Entegre Havza Yönetimini (EHY) bir an önce uygulamaya konulmalıdır. EHY mevcut tüm suyun, suyu yöneten tüm kurumların esnek planlara göre hareket edebilmesi, suyun etkin, verimli bir şekilde kullanımının sağlanmasıdır. Hesaplamalara göre içme suyu, sulama suyu, sulak alanlar suyu, sanayi suyu miktarları ve ücretleri hesaplanmalıdır. Gelişmiş ülkelerde suyun yönetimi havza veya bölge bazında tıpkı “İl Genel Meclisi” şeklinde kurullar yürütülmektedir. Bu yapılanmalar kurak geçebilecek yıllara hazırlık yapmaktadır. Benzer kurulların acilen ülkemizde de oluşturulması zorunludur.
Alına bilinecek diğer bir önlemde ihtiyacın çok üzerinde olan kullanılabilir su miktarı bulunan Karadeniz bölgesi ile Marmara bölgesi gibi ihtiyacı karşılayamayacak su miktarına sahip bölgelerin barajlarını ve su havzalarını birleştirip tıpkı elektrik üretim ve iletiminde kullanılan “bağlaşımlı” sistem oluşturularak bölgeler arası ortak kullanım sağlanmalıdır.
Su küre olarak anlatılan dünyamızın 4/3 sulardan oluşmaz sadece 4/3 sular ile kaplıdır. Dünya zannedildiği kadar su zengini bir gezegen değil. Ayrıca içilebilir su kaynakları mevcut su kaynaklarının sadece % 1 oluşturuyor.Sanayinin gelişimi, hızlı nüfus artışı, lüks tüketim içilebilir su kaynaklarını her gecen gün azaltıyor. Su hayattır. Hayatta suda sonsuz değil.






